Emekli Askerler Sezon Kapanış Turu 2015

Büyük üstadımız Emin Oğuz Özkarman liderliğinde 2 Ekim 2015 tarihinde Yeniköy Kalender Orduevinden başladığımız Emekli Askerler Sezon Kapanış Turu 2015’e ben Cemal Boğalıoğlu, Gültekin Becermiş, Yusuf Yasemin, Hasan Aygün, Serkan Bulut’un katılımıyla başladı.

Gerçekleşen genel rotası aşağıdaki gibi olan turumuz gerçekten zevkli ve yeni arkadaşlar edindiğimiz bir tur oldu. Toplamda 10 günde 515 kilometre aşıldı. Edirne ve Kırcaali’de ikişer gece kalındı. Günlük katedilen mesafe 60-70 km. civarında oldu. Rota ortaya yakın zorlukta eğime sahip bir rota. Kişisel olarak ben ya bu dağı nasıl tırmandım bu bisikletle dediğim yerler oldu. En zorlandığım kısım gün sonuna denk gelen Kırcaali merkezden otele kadar olan yaklaşık 7 km.lik tırmanış idi. Ama başardık.

Turda buralarda yaşayan bir çok Türk soydaşımızla tanıştık sohbet ettik. Bu yönüyle de verimli geçen bir tur oldu.

Anılarımızı kolay okunabilir olması bakımından fotoğrafların altında anlatmaya çalışacağım.

IMG_6498

IMG_3540

Büyük şefimiz…

 

IMG_3536

Bu derviş bizim derviş…

IMG_3562

Gültekin ve cıgara arkadaşı Yusuf emmi…

Vizesi bulunmayan arkadaşımız Serkan Bulut Edirne’den, Büyük Şefimiz Kırcaaliden ayrıldı bizlerden… Bizde Gümilcine’de ayrıldık Gültekin’den… Esasında ben Gültekin’le dönebilmek için bir atak yaptım ama yağmur izin vermedi… Özellikle ayakkabımın ıslanması zorluk yaratınca otobüsle dönmeye karar verdim… Hedefim Sonraki tur için ayakkabılarımın ıslanmayacağı tedbiri alabilmek… Valla kurumuyor bir türlü… =)

Tur boyunca arkadaşlık çok güzeldi… Emin abimin heyecanı beni çok etkilemiştir… Onunla gurur duyuyoruz… Yusuf’un yaptığı bulgur pilavının tadı hala damağımda… Tüm arkadaşlarıma teşekkür ediyorum…

Bir sonraki turu heyecanla bekliyorum… Yollar özleniyor doğrusu… Kalın sağlıcakla…

Reklamlar

Almanya-Danimarka-Hollanda Bisiklet Turu 2015

Bisiklet Turu

17 Haziran 2015 tarihinde Berlin’den başladığım ve 31 Temmuz 2015 tarihinde Eindhoven’da tamamladığım bisiklet turum oldukça zevkli geçti.  Davet ettiğim arkadaşlarım gelemeyince Gültekin Becermiş ve Yusuf Yasemin’in önerileri/destekleri ile tura yalnız olarak başladım. Aslında bunu başarmayı da istiyordum. Ekip olarak turun ayrı, yalnız olmanın da ayrı zevkli tarafları var.

Turumun genel rotası aşağıdaki haritada işaretli. Ancak detaylı olarak işaretleyemediğimden mesafe daha kısa çıkıyor Google maps’de. Aldığım notlara göre katettiğim mesafe 1788 Km.

gerçeklesen_rota

Günde ortalama 80 km yol aldım. Bir günde gittiğim en kısa mesafe 40 km en uzun mesafe ise 135 km oldu.

Planlamayı nasıl yaptığımı merak edenler olabilir. Berlin mutlaka görmek istediğim bir şehirdi o nedenle oradan başladım. Sonrasını Almanya’yı bilenlerle konuşarak karar verdim. Hannover’i ilkokul arkadaşım orada olduğundan aldım, Eindhoven’da ise kızım var.  Başlangıçta sadece gideceğim büyük şehirleri belirledim, detaylı yol planı yapmadım. İlk 3 gün Berlin’de kalacağım hostel  dışında rezervasyon yapmadım. Rezervasyonlar üzerinizde baskı yaratıyor ve lüzumsuz yorgunluğa yol…

View original post 1.280 kelime daha

Almanya-Danimarka-Hollanda Bisiklet Turu 15

             17 Haziran 2015 tarihinde Berlin’den başladığım ve 31 Temmuz 2015 tarihinde Eindhoven’da tamamladığım bisiklet turum oldukça zevkli geçti.  Davet ettiğim arkadaşlarım gelemeyince Gültekin Becermiş ve Yusuf Yasemin’in önerileri/destekleri ile tura yalnız olarak başladım. Aslında bunu başarmayı da istiyordum. Ekip olarak turun ayrı, yalnız olmanın da ayrı zevkli tarafları var.

Turumun genel rotası aşağıdaki haritada işaretli. Ancak detaylı olarak işaretleyemediğimden mesafe daha kısa çıkıyor Google maps’de. Aldığım notlara göre katettiğim mesafe 1788 Km.

gerçeklesen_rota

Günde ortalama 80 km yol aldım. Bir günde gittiğim en kısa mesafe 40 km en uzun mesafe ise 135 km oldu.

Planlamayı nasıl yaptığımı merak edenler olabilir. Berlin mutlaka görmek istediğim bir şehirdi o nedenle oradan başladım. Sonrasını Almanya’yı bilenlerle konuşarak karar verdim. Hannover’i ilkokul arkadaşım orada olduğundan aldım, Eindhoven’da ise kızım var.  Başlangıçta sadece gideceğim büyük şehirleri belirledim, detaylı yol planı yapmadım. İlk 3 gün Berlin’de kalacağım hostel  dışında rezervasyon yapmadım. Rezervasyonlar üzerinizde baskı yaratıyor ve lüzumsuz yorgunluğa yol açabildiği gibi daha fazla gezmek istediğiniz güzel yerleri görememenize neden oluyor. Çadır kuracağınız kampingler için rezervasyona gerek yok. Hostellerde yer bulamama durumu olabilir onun için mutlaka hostelde kalmak istendiğinde bir gün önceden rezervasyon uygun oluyor. Bu turda 6 gece hostelde, 15 gece evde (arkadaşım+kızım) 22 gece kampinde çadırda, 2 gece de doğada çadırda (wild camping) kaldım.

Yol bulma işini İphone 6 telefona yüklü maps.me ile yaptım. İnternetten bağımsız çalışabildiği için oldukça yararlı bir uygulama. Eksiği bisiklet yollarını kapsamaması, otobana yönlendirmesi. Onu aşmak için bir gün önceden internet olan yerlerde Google.maps’den bisiklet rotasına bakıp yol üzerindeki köy/kasaba isimlerini not ediyordum. Bu kısa mesafeleri maps.me’ye uyguladığımda genelde başarılı oldum. Tabi telefonu gerektiğinde şarj etmek için batarya (power bank) bulundurmak şart. GPS fonksiyonu pili çok çabuk bitiriyor. Bu arada su geçirmez telefon kılıfı ile telefonu gidona tutturmak için aparatı da unutmamak lazım. Yoksa büyük sıkıntı.

Map.me aynı zamanda bulunduğunuz yere yakın kamping ya da hostelleri haritada gösteriyor ve çok başarılı biçimde götürüyor. Üstelik şu an bedava…

2015-06-18 12.13.24

Berlin’de Rusların yaptığı 2.Dünya Savaşı anıtı

Berlin’de herkes gibi bende BErlin Duvarını merak ediyordum. Duvarın bazı parçaları tahrip edilmemiş orijinal yerlerinde değil ama orijinal yerlerine yakın meydanda sergileniyor.

2015-06-18 14.39.09

Berlin Duvarı Parçaları

2015-06-18 14.01.36-4

Berlinden…

2015-06-18 13.39.14

Berlinden…

2015-06-22 08.53.43

Berlinden sonraki ikinci gecede konakladığım Zielow Campingin sahibi Gerd Koppen çok iyi bir insandı. Doğu Almanya’da doğmuş büyümüş. Kampingde Doğu Alman yapıları var. Bana yerimi gösterdikten sonra sabah kahvaltı yapıp yapmayacağımı sordu. Genelde kamplarda kahvaltı servisi olmaz ama herhâlde burada var diye düşündüm ve evet isterim dedim. Sabah sekizi kararlaştırdık. Meğer beni kamp içindeki kendi evinde kahvaltıya davet etmiş. Yumurtalar kampın tavuklarından idi. Mükemmel bir kahvaltı yaptık. Ödeme yapmak istediğimde sadece 6 Euro çadır ücreti aldı. Bu arada 20 yıldır bu kampı işlettiğini ve elen ilk Türk olduğumu söyledi…. Teşekkür ediyorum.

Geçen yıl 15 dakika dışında hiç yağmur yağmamıştı, bu yıl ise baya ıslandım. Bunu öngörerek Berlin’den aldığım su geçirmez gidon çantası (Ortlieb Klasik) çok rahatlattı. Mevcut çantamla perişan olurdum yağmurda. Ama yağmurluğum perişan etti beni. Tamam hiç yağmur geçirmiyordu ama 15 dakika sonra terden sırılsıklam oluyordum. Bu durum gerçekten çok rahatsız edici. Şehirlerde yeni bir yağmurluk baktım ama bir türlü karar verip iyi bir yağmurluk alamadım ta ki son güne kadar. Artık Marka, model, özellik bazında yağmurluk uzmanı olmuştum. Son gün Hollanda’da Hava geçirgenliği 15000, yağmura dayanıklılığı 10000 olan rüzgar geçirmez bir yağmurluk aldım ve o gün kullandım, dünya varmış dedim kendime…

Berlin’den Rostock’a doğru ilerlerken yağmur dişini göstermeye başladı. Güstrow’a geldiğimde yakında kamping ya da hostel olmadığı gerçeği ile karşılaşınca yağmur altında göl kıyısında çadırımı kurdum. Akşam yemeğimi çantamdaki peynir, ekmek, cips ve 2 birayı seyrek yağmur altında göl manzarasına karşı halledip yattım.

Sabah Güstrow’da semt pazarında kahvaltımı yapıktan sonra yola koyuldum ama kısa süre sonra çok şiddetli bir yağmura yakalanınca saçak altı bir yere sığındım. SPD Kalimin bir vidası da kaybolmuştu (yedek kal bulundurmanız tavsiye) beklerken düşmemesi için kali tam olarak sökmeye çalışırken bir bisikletli yaklaşarak yardıma ihtiyacım olup olmadığını sordu. Bende vidayı göstererek buna ihtiyacım var dedim. Olmadığını söyleyip nereye gittiğimi sordu. Rostock deyince istersen gel seni arabamla götüreyim dedi. 50 km vardı Rostock’a. Kabul ettim. Yağmur sıkını yaratıyordu çünki. Doğu Alman kültürü ile yetişmiş ve hala o günlerin özlemiyle yaşayan Bernd Schmicht ilginç bir kişilikti doğrusu. Doğma büyüme Rostocklu biri olan Bernd sayesinde Rostock’ta adım atmadığım yer kalmadı 2 gün boyunca. Kendisine teşekkür ediyorum.

2015-06-23 17.53.13
Rostock
2015-06-23 16.57.45-6
Rostock, Neil Armstrong
2015-06-23 14.41.07
Rostock

2015-06-23 11.15.35

Bernd’in arabası ve bisikletlerimiz

1250

Bernd’in Hobi Bahçesi. Burada dünyayla ilişiğini kesiyor telefonlara kimden gelirse gelsin bakmıyor. Amacı kulübesinin ısı izolasyonunu tamamlayarak kış aylarında da burada kalabilmek. Bunun için malzeme biriktiriyor. Almanyada hobi bahçeleri çok yaygın. Bunların mülkiyeti belediyeye ait. Bernd yıllık 200 euroya kiralamış. Vazgeçmediği sürece ömür boyu onun orası.

Okumaya devam et

Istanbul-Edirne-Bulgaristan-Yunanistan-Ipsala Bisiklet Turu 485 Km. (Istanbul-Edirne-Bulgaria-Greece-Ipsala Cycling Tour

    Gültekin Becermiş ile birlikte 8 Kasım 2014 tarihinde başladığımız bisiklet turumuzda (1. Veli Canpolat diye de anılır) Kapıkuleden Bulgaristan’a çıktık ve aynı gün Yunanistan’a geçtik. Üç gece de Yunanistan’da geceledikten sonra 15 Kasım 2014 tarihinde İpsala’da son buldu. Gültekin zaten tecrübeliydi ancak benim için çok önemli bir sonbahar tecrübesi oldu. Islanmak, üşümek, polis baskını, rampalar, performanslı bir bisikletçiye ayak uydurmaya çalışmak bana baya bir şeyler öğretti. Teşekkürler Gültekin Becermiş. Çok güzel bir tur oldu. Arızasız, sorunsuz tamamladık. Turun tamamı 485 km oldu.

With Gültekin Becermis the date of November 8, 2014 we started our bike tour from Istanbul. We reached Edirne four days after. We passed to Bulgaria from Kapikule Border Gate. We took a short tour in Svelingrad and bought some foods. Same day we passed to Greece. We spend three days in Greece and all nights stayed in wild camping . We passed back to Turkey by Ipsala Border Gate on  15 November 2014.Gültekin Becermis has already more experience, but this fall tour was a very important experience for me . To get wet , chill , police raid , ramps, performance of work to keep pace with a big cyclist has taught me something . It was a nice tour. All round it was 485 miles .

Tur Haritası

Tur Haritası Tour map

IMG_9141

Edirne Çarşı/Edirne City Center

IMG_9157

Selimiye Camii/Selimiye Mosquie Mimar Sinan

IMG_9179

Edirne Çarşı / Edirne City Center

IMG_9185

Kapıkule / Border Gate

IMG_9194

Bulgaristan / Bulgaria

IMG_9195

Kilise / Inside of the Chapel in Greece We stayed in the Chapel’s garden in the night.

IMG_9201

Kilisenin Bahçesi / Chapel’s Garden

IMG_9206

Çadırımız / Our tenths

IMG_9213

Yağmur nedeniyle bu barakada kurduk çadırımızı Because of rain we put our tenths inside of that barrack. In the night Greek Police Checked our passports. They were very kind.

IMG_9214

Barakanın içi / Inside the barracks

IMG_9223

Yoğun yağış sonrası Stella Kamar ve eşi bizim fabrikalarında gecelememize izin verdi. Ayrıca kahve, akşam yemeği ve kahvaltı verdiler. After heavy rain Stella Kamar and her husband gave us a place to sleep inside of their factory. And also gave us coffee, dinner and breakfast.

IMG_9211

Çadırda / Inside Tehth

IMG_9130 IMG_9142 IMG_9151 IMG_9191 IMG_9215 IMG_9217 IMG_9219 IMG_9221 IMG_9222 IMG_9228 IMG_9230 IMG_9231

Baltık Ülkeleri ve Rusya Bisiklet Turu 12 (SON SAYFA)

Artık turumuzun son ülkesine giriyoruz. Bugün 23 Temmuz 2014 ve RUSYA sınırına 1 km uzakta çadırda kaldık bu gece. Yakındaki restoranda elimizi yüzümüzü yıkayıp çimenlerde kahvaltımızı yaptık. Emin abinin deyimiyle pedal basmaya hazırız.

IMG_8688IMG_8691

IMG_8692

Avrupa’dan çıkıp Rusya’ya gireceğimiz için biraz heyecan biraz meraktan pratik bir kahvaltıdan sonra 9:00 sularında sınıra doğru yola düştük. Finlandiya çıkışında memurların sorusu aynıydı: Vizeniz var mı? Bizden vize istemediklerini duyunca biraz şaşırıyorlardı. Neyse orayı çabucak geçtik ve 200-300 metre ilerideki Rusya sınırına geldik. Kontrolü bir memur yapıyordu ve 20-25 yaya kuyruktaydı. Mecburen bizde kuyruğa geçtik. 15-20 dk. sonra sıra bize geldiğinde bayan memur bir form verdi ve doldurmamızı istedi. Tabi hiç İngilizce bilmiyordu (ya da biliyordu ama konuşmuyordu) işaret diliyle bir şeyler anlatıyorduk birbirimize ama bize pek te sıcak bakmıyor gibiydi nedense ? Neyse kimlik bilgilerimizi, giriş nedenimizi ve çıkış tarihimizi içeren formları doldurduk ve tekrar gittik gişeye. Uzun uzun yapılan inceleme sonrası bir de resmi kıyafetli polis çağırıp bizi ona teslim etti sonunda. Neyse ki polis fazla uzatmadan ve hatuna hafif tavırlı olarak girmemize izin verdi.

Hafif rampalı ve büyük bölümünde yol çalışması olan asfalt yolda ilerlemeye başladık. Yol kıyısında meyve ve mantar satan köylü kadınlar bolcaydı. Birinden meyve alıp yedik. Bir de aşağıdaki bayrak dikkatimizi çekti. Bir motosiklet kazasında hayatını kaybeden sürücünün eşyalarıydı. Anısına oraya bırakmışlardı anlaşılan. Yol boyunca bir kaç tane daha böyle manzara gördük.

IMG_8695

Yol boyunca öyle pek te yerleşim yeri mola yeri yoktu ve biz acıkmış ve yorulmuştuk artık. Aziz abi ile ilk gördüğümüz restorana daldık. Emin abi pas geçip gitmesin diye bisikletlerimizi yol kenarında görünür bir yere bıraktık. Öyle bir acıkmışız ki hemen bir şeyler yemek için sipariş vermek istedik. O da ne sıfır İngilizce. Patatesi, birayı bile anlamıyorlar kesinlikle. Allahtan telefonuma Rusça sözlük eklemiştim. Oradan okutarak patates, tavuk ve bira siparişi verdik. Bu arada Emin abide geldi, onun siparişini de aynısı olarak verdik. Yaşlı kadın aşçımız hayatımda yediğim en lezzetli tavuk yemeğini yapmıştı, tadı damağımda kaldı. Birada iyiydi. Doymuş ve dinlenmiştik. Aşçımıza teşekkür edip kalktık ve yakındaki marketten Azeri görevlinin yardımıyla su ve yiyecek aldık ve vedalaştık. Akşama doğru Aziz abinin tespit ettiği ağaçlık alanda çadırımızı kurduk. Çok sinek vardı hızla akşam yemeğimizi yedik ve çadıra gectik.

10408987_10203556406463948_5879841695413447559_n

Sabah kahvaltımızı yapıp yola çıktık. St. Petersburg öncesi bir yerde daha geceleyecektik. Daha 130-140 km vardı çünkü. Artık zaman zaman yerleşim yerleri ile karşılaşıyorduk yol kıyılarında ama emniyet şeridi çok dardı ve çok fazla TIR geçiyordu. Doğrusu biraz ürkmüştüm ve kaskımı takmaya başladım.

IMG_8707

IMG_8700

Bir ara Emin abi önden gidiyordu ki öğlene doğru yol kenarında bizi beklerken gördük kendisini: Hadi gelin yüzelim diyordu. Zaten son 3 gündür banyo yüzü görmemiştik hemen kabul ettik. Orta büyüklükte bir göldü burası. İnsanlar yüzüyordu. Bizde hemen mayoları giyip daldık göle. İyi gelmişti doğrusu. Su ısısı idealdi. Meraklı Ruslar bisikletleri görünce nereden gelip nereye gittiğimizi sordular bizde cevapladık.

IMG_8715

279

Biraz rahatlayınca giyinip yola koyulduk. Artık daha sıkı basıyorduk pedallara. 7-8 km sonra biz benzinlik görünce kahve içmek için uğradık. Yine hiç İngilizce bilmiyorlardı. Kahvelerimizi içip tuvalet ihtiyaçlarımızı giderdik. Emin abi ben önden çıkayım siz yetişirsiniz dedi ve çıktı. Biz de 10-15 dk. sonra yola koyulduk. Aziz abiye sen git ben arkadan gelirim dedim o da arayı açtı. Bisiklet turlarında filtre kahve insana gerçekten haz ve güç veriyor. O hazla çok iyi hissediyordum kendimi pedala basmak ta zevkti o an için Derken bir baktım Emin abi geri geliyor. Yanımdan geçerken gidon çantamı benzincide unutmuşum almaya gidiyorum dedi. Tamam abi dedim ve durdum. Bahsettiği çanta tüm parasının ve pasaportunun da olduğu çantaydı. Biraz beklemeye karar verdim. 30 dk. sonra gelmeyince telefon ettim ama cevap yoktu. Gidip bakmaya karar verdim. 4-5 km gerideki benzinliğe vardığımda Emin abi yoktu. Sorunca hiç gelmediğini anladım. Çantayı sordum hemen çıkarıp verdiler. Emin abi çantayı tuvalette unutmuş görevli bayan da bulmuş ve bir kamyoncu ile Emin abiye haber yollamışlar alması için. Bunun üzerine bulan (fotodaki bayan) kadına bir şeyler ısmarlayıp teşekkür ettim. Rusları alkışlıyorum, iyi insanlardı. Emin abi hala yoktu. Artık iyice merak etmeye başlamıştım. Dışarı çıkıp bakınmaya başladım ki 10 dk sonra ters istikametten hızla geliyordu. Panikle benzinliği geçip ta yüzdüğümüz göle kadar geri dönmüş (toplam 13 km.) Neyse sakinleştirip yola koyulduk.

IMG_8719

Yolda hep onarım vardı ve emniyet şeridi neredeyse hiç yoktu. Aziz abiye yetişmemiz baya zaman aldı ve baya da vakit kaybetmiştik. Akşama doğru  ancak 55 km yol yapmışken rastladığımız bir restorana oturduk. Niyetimiz çadırı da burada kurmaktı. Yemek erken bu konuyu da konuşmaya başladık restoran sahibi ile. Ertesi gün 12:00 dan önce çıkabilirsek çok uygun fiyata motel teklif etti ve ona karar verdik. Hatırladığım kadarıyla kahvaltı dahil 20 Euro/kişi idi.IMG_8720291

295

Yukarıda görüldüğü gibi orta seviye bir kahvaltı esnasında ne yapacağımızı düşünmeye başladık. Esasında trenle Moskova fikrimiz vardı. Oradan İstanbul’a uçak bileti de ucuz olur diye de düşünüyorduk. Ama fiziksel olmasa da psikolojik yorgunluk vardı üzerimizde. Bir de bu tura Türkiye’de karar verdiğimizde St. Petersburg son duraktı. Böyle durumlarda psikoloji etkileniyor.  Şeker Bayramı da gelmişti. Sonunda St. Petersburg’dan dönmeye karar verince İnternet üzerinden 28 Temmuz 2014 için biletlerimizi aldık. Üç gece kalıp dönecektik artık.

Önümüzde son 100 küsur km. miz vardı ve yine daracık emniyet şeridinden yola koyulduk. Yolda çok ilginç kavşaklar vardı. Hangi yön nereye gidiyor anlamak zordu. Bir de alfabe sorunumuz vardı. Böyle kavşaklardan birinde benzincide kahve içmeye karar verdik ve yolumuzu da netleştirince yola koyulduk. Bu kavşaktan sonra yol neredeyse hiç sapmadan St. Petersburg’a gidiyordu. Yaklaşık 75 km sonra şehre geldiğimizi hissedince kalacağımız hosteli bisikletli bir gence sorduk. Elinde birasıyla sempatik bir çocuktu ve İngilizcesi çok iyi idi. Bir kağıt üzerine mükemmel bir şekilde tarif etti adresi. Kötü haber daha 18 km vardı. Bu arada genç dünyada bir çok ülkeyi gezdiğini ve 10 gün kadar da İstanbul’da kaldığını ve çok beğendiğini, hayran kaldığını, İstanbul’un Dünyanın başkenti gibi düşündüğünü söyledi. Hoşumuza gitmişti. Keşke e postasını alsaydım tarifi ile nokta atış yapmıştık bir teşekkür ederdik. Yol kanal boyunca ilerliyordu ancak bisiklet ile gidiş o kadar da kolay değildi. Köprülerde bisikleti karşıya geçiremeyeceğiniz yükseklikte bordürler vardı. 5 metrelik yoldan karşıya geçmek için bir bisikletlinin yadımı ile 500 metrelik bir u dönüşü yaptık.

Akşam olmaya biz de acıkmaya başlamıştık. Birer bira alıp parkta dinlenme teklifim kabul görünce hemen uyguladık. Bisikletleri park edip tam oturuyordum ki köpeğini gezdiren bir kadın görünce İngilizcesi olacağını düşünüp hosteli sordum. Hay aksi hiç İngilizcesi yoktu. Ama yardım etmek istiyordu. Elimde yazılı adres kağıdını gösterince doğru yerde olduğumuzu ancak Moskoviç Prospekt’in çok büyük bir bulvar olduğunu anladık. Bunun üzerine telefon numarasını gösterdim ve aramasını istedim. Hemen aradı ve bana uzattı telefonu, bende kendisinin konuşmasını istedim ve konuştu. Konuşma bitince çok yakınımızdaki (30 metre) bir yeri anlatmaya başladı. Ben bir tabela göremiyordum ama yeri anlamıştım. Ben götüreyim isterseniz dedi ama biralarımız bitmemişti. Teşekkür ettim. 10 dakika sonra hostele doğru gittik ama imkansız bulamıyorduk hosteli. Şaşkın ördek gibi bakınırken birden az önceki köpekli bayan belirdi karşımızda. Bulamayacağımızı anlamıştı. Tekrar kumandayı aldı ve duvardaki bir butona bastı. Kapı otomatik olarak açıldı. Tekrar teşekkür ettik köpekli kadına. İçerisi çok izbe görünüyordu. ‘Black Cat Hostel’ ikinci kattaydı. Oraya çıktık dünya değişmişti tertemiz düzenli bir yer çıktı karşımıza. Çok sevindik ve hemen yerleştik.

IMG_8882
Black Cat Hostel’in Sempatik Sahibi

St. Petersburg çok güzel bir şehi görmenizi tavsiye ederim. Aşağıda fotoları koydum fazla anlatmaya gerek yok. Sokak müzisyenleri, ressamları, mimarisi, tarihi yerleri, parkları ile güzel şehir.

IMG_8730
10557197_331162357041830_6362773260162032938_n Metroda ineceğimiz durağa bakıyoruz

IMG_8732 IMG_8759 IMG_8773 IMG_8784 IMG_8791 IMG_8792 IMG_8798 IMG_8799 IMG_8804 IMG_8809 IMG_8815 IMG_8827 IMG_8830 IMG_8835 IMG_8854 IMG_8855 IMG_8872  IMG_8884 IMG_8887 IMG_8888 IMG_8892 IMG_8893 IMG_8894 IMG_8898 IMG_8899 IMG_8909 IMG_8913 IMG_8914 IMG_8915 IMG_8919 IMG_8920 IMG_8927 IMG_8931 IMG_8937 IMG_8941 IMG_8947 IMG_8949 IMG_8963 IMG_8965 IMG_8967 IMG_8968 IMG_8971 IMG_8973 IMG_8977 IMG_8979 IMG_8981

Baltık Ülkeleri ve Rusya Bisiklet Turu 11

    Viking Line ile Helsinki’ye 2 buçuk saatte vardık.

199

    İskele tam da şehrin merkezinde idi. Helsinki’de iki gece kalacaktık. Emin abinin daha önceden belirlediği Omenahotel’i bulmaya karar verdik.  Bir müddet Garmin ile yol alsak ta sonunda bir bisikletli gençten yardım istedik. Genç bisikleti ile bize rehberlik etti ve otele vardık.

    Bütün aramalarımıza rağmen otelin resepsiyonunu bulamadık. Çevrede öğrenci oldukları anlaşılan bir sürü genç vardı. Onlardan birinden yardım istedik. Odalar bankamatiğe benzer bir elektronik düzenle alınıyormuş. Tamam alalım öyleyse derken bir ara bisikletleri nereye koyacağımız, odaya çıkarıp çıkaramayacağımız aklımıza geldi. Yardımcı olan kıza bunu söyleyince telefonla merkeze sorulmasının iyi olacağını söyledi. Sistemin telefonundan nerede olduğunu bilmediğimiz görevli bisikletleri kesinlikle odaya çıkaramayacağımızı ve başka da bir yer de olmadığını söyleyince oradan vazgeçtik.

    Bunun üzerine internetten bulduğumuz en yakın hostele gittiğimizde, görevli bayan yer olmadığını daha büyük olan Euro hostelde yer bulabileceğimizi söyledi . Gerçekten de yer vardı ama burasıda bisikletlerimiz dışarıda kalmasını istiyordu. İçeri almamıza kesinlikle izin vermiyorlardı. Sonuç oradan da vazgeçip Rastila kampingde çadır kurmaya karar verdik. Yaklaşık 30 km uzaktaki kampinge metro ile gittik. Metroda bisiklet için hiç bir sorun olmuyor. Düzenli ve yeterince güvenli görünen kampingde çadır 13 Euro kişi başı 5 Euro idi.

    Çadırlarımızı kurduğumuzda saat 21:30 olmuştu. 22:00’da kapandığını öğrendiğimiz restorana gittiğimizde öyle pek bize uygun bir yiyecekler olmadığını, olanların fiyatının da oldukça yüksek olduğunu gördük. Finlandiya gerçekten pahalı bir yer. Neyse ki Marketlerdeki fiyatlar biraz daha makul. Akşamı elimizde kalan peynir, ekmek, balık konservesi vs. ile geçirdik.

    Sabah Aziz ve Emin abi bisikletle ben ise metro ile yayan Helsinki’ye gittik. Tarihi binaları, nehri, köprüleri, parkları ile güzel temiz, sakin, güvenli bir şehir burası. Old town diye ayrı bir yeri yok. Hemen hemen her tarafı homojen gelişmiş. Olabildiğince tüm sokaklarını gezmeye çalıştım. Parklarında oturdum, köşe başlarındaki kahve shoplarda kahve içip dinlenirken çevreyi, insanları izledim. Bir parkta yakınımda 15-16’lı yaşlarda gençler çimenlere oturmuş sohbet ediyorlardı. Sohbetleri bitince kızlardan birisi köpeğini bisikletinin arkasına koyup gitti. Köpeğin bu işi çok sevdiği her halinden belliydi.

    Dikkatimi çeken diğer bir şey de göçmen olduğunu düşündüğüm bazı insanlar çöp kutularından şişe toplamasıydı.

IMG_8566

IMG_8579

IMG_8581211212

IMG_8583216237

    Tüm Baltık ülkelerinde olduğu gibi burada da çiftler aşklarının sonsuz kalması için asma kilitleri köprü demirlerine asmışlardı.

242IMG_8586IMG_8589IMG_8594IMG_8595IMG_8599IMG_8601IMG_8602IMG_8608IMG_8615IMG_8623IMG_8627

    Sahilde güneş gören bir bankta biramı içerken bir taraftan da çevredeki yaşamı seyrediyordum. 66 model Amerikan arabasını görünce oğlum Ege Mert için fotoğrafladım. Genelinde çok yağışlı ve bulutlu mevsime sahip Helsinki’de güneş insanları neşelendirmişti. Banklar, küçük pazar alanları insanla doluydu. (ama İstanbul Eminönü vs. kalabalığının yanına bile yanaşamaz tabii ki, belki kış mevsiminde Bodrum olabilir) Yüzölçümü Türkiye’nin yarısı kadar olan Finlandiya’nın nüfusu 5,5 milyon kadar.

    Artık akşam olmuştu ve acıkmıştım. Gözüme kestirdiğim pizzacıya gidip menü sordum. Rusça menü verilince İngilizcesini rica ettim. Görevli arkadaş menüyü verdi ve mutfağa doğru seslendi : ‘ – Bir hamur ayır fırını kapatma.’ Meğer arkadaşımız da Nevşehir’li bir Türk’müş. Öyle olunca menüyü bırakıp bana şöyle düzgün bir pizza yapmasını rica ettim. Biraz da sohbet edince 20 yıldır burada olduğunu, Fin eşinden iki kızının olduğunu, şu an eşinden ayrıldığını, kızlarının da anneleriyle olduğunu anlattı. Restoranı arkadaşı ile birlikte işlettiklerini ama pek de para kazanamadığından şikayet etti. Onunki de böyle bir hikaye. Pizza güzeldi ve doyurucu idi. Fiyatı da 8 Euro.

    Hava da kararınca metro ile kampa döndüm. Arkadaşlarımız dönmüş ve uyumuşlardı bile.

    Sabah kahvaltıdan sonra yola çıktık. Rusya sınırına yaklaşık 150 km. vardı. Planımız iki gece daha Finlandiya’da geceleyip üçüncü gün Rusya’ya geçmekti. Yolumuz Baltık kıyısından devam edecekti. Ancak kamptan 170 numaralı karayoluna çıkarken yolları karıştırınca Garmin ile devam etmek isteyen Emin abi fazla hızlı olunca gözden kayboldu kaybettiğimiz noktada 10 dakika bekledik belki geri döner diye ama gelmeyince biz de kendi imkanlarımızla gitmeye karar verdik. Zaten 170’i bulunca kaybolmaya imkan yoktu. Bir kavşakta yol sorduğumuz bisikletli Fin genci kendisinin de aynı yöne gittiğini takip etmemizi söyledi. En az 8-10 km birlikte pedalladık. Bizim şanslı olduğumuzu söyleyince ‘Biliyorum 4 hafta sürekli yağmur yağmış.’ dedim. O ise ‘Artı on gün’ diye düzeltti. Buralara geleceklere duyurulur.

    Yol ve çevre güzeldi. Hemen hemen tüm yol boyunca bisiklet yolu vardı. Yalnız bisiklet yolu bazı yerlerde alt geçitten geçip yolun karşısına geçiyor, sonra tekrar eski yönüne kavuşuyordu. Yaklaşık 20. kilometredeydik ki telefonla Emin abi aradı. Bizden geride kalmıştı. Anladığım kadarıyla Garmin yine şaka yapmış yolu 5-6 km uzatmıştı. Beklememizi bize yetişeceğini söyleyince bir parkta çimenlere oturup kahve içtik. Tekrar arayan Emin abi kendi kilometresiyle 20 ye gelip bizi göremeyince aradaki farkı anlamıştı. Biraz dinleneceğini bizim devam etmemizi ileride buluşacağımızı söyleyince devam ettik. Kotka’ya varınca hem biraz şehri görelim hem de karnımızı doyuralım diye şehir merkezine girdik Aziz abiyle. Bir de bisikletçi arayınca baya oyalandığımızdan Emin abi de bize yetişti.

IMG_8641

IMG_8643

IMG_8644

IMG_8646

IMG_8647

IMG_8649

IMG_8650IMG_8657

IMG_8657

IMG_8658

IMG_8659

IMG_8663

IMG_8667

IMG_8671    Karhula’da yolumuzu bulmaya çalışırken otobüs terminali yakınındaki ‘Rize Kebab’ yazısını görünce ilgimi çekti. Kapıda duran esmer gence İngilizce buranın Türk lokantası olup olmadığını sorunca öndeki masada oturan kırmızı tişörtlü adam bana Türkçe olarak ‘-He hemşerum Türk Rizedur da’ dedi. Öyle deyince bisikletten inip yanına gittik ve tanıştık. Aslen Rizeli olan ve 22 sene önce konsolos şoförü olarak gelen ve görevi sonunda Türkiye’ye dönmeyip burada kalan ve Rize Kebab’ında sahibi olan vatandaşımızdı kendisi. Bize çay demletti, sohbet ettik. Bu çevrede 10 000 kadar Türk yaşadığını ve çoğunun lokanta tazı işlerle uğraştığını söyledi. Sebebi de örneğin elektrikçi dükkanı açmak için devletin istediği sertifikaya sahip olmamaları idi. Bize arabası ile yola kadar rehberlik etti ve vedalaşarak ayrıldık.

IMG_8674

IMG_8679

IMG_8687

    Gece Emin abinin önceden belirlediği kampingte kalacaktık. Zor da olsa 18:00 sularında kampı bulduk. Sivrisinekler hariç göl kıyısında güzel bir yerdi ama görevlinin 15:30’da ayrıldığını, ancak çadır kurmamızda bir mahsur olmadığını sakinlerden öğrendik. Ancak anahtarımız olmadığından banyo ve tuvaletleri kullanamayacaktık. Buna rağmen sabah 25 Euro ücret verecektik. Bu pek işimize gelmediğinden yemek yedikten sonra ayrılmaya ve vahşi çadır (wild camping) kurmaya karar verdik. Yola yakın ıssız bir yerde karar verdik ve çadırı 5 dakikada kurup içine daldık. Acelemiz sivrisinektendi. Aynı anda 20-30 sinek birden konuyor insanın yüzüne, ensesine, bacaklarına. Her şeye rağmen iyi bir uyku çekip sabah kahvaltımızı ilk benzincide yapmaya karar verdik. İyi de oldu. Rusya öncesi son günümüzde de benzer şeyler yaşadık. Buralarda kamping yazısı var ama kendisi yoktu. Bir de baktık ki sınıra gelmişiz. Sınır öncesi Vaalimaa’da bir tesis görünce bir şeyler yemek ve çevresinde bir yerde çadır kurmaya karar verdik ve öyle de yaptık. Hiç kapanmayan tesisin imkanları da bize yardımcı oldu… Yarın (23 Temmuz 2014) Rusya’ya geçeceğiz…

IMG_8688 IMG_8691 IMG_8692 IMG_8693 IMG_8694

 

Baltık Ülkeleri ve Rusya Bisiklet Turu 10

 

16 Temmuz sabahı Parnudaki kulübemizde kahvaltımızı yaptıktan sonra 9 sularında Tallin öncesindeki son durağımıza doğru yola çıktık. Artık ara durakları yapılan kilometre ve yorgunluğumuza göre seçiyorduk. Kış olsa bu tamamen güneşin batışına bağlı olurdu aslında…

Tallin’e 45-50 km kala aşağıda fotolarını gördüğünüz kampta kalmaya karar verdik. (Çadır 6 Euro/gün idi) Güzel bir ortamdı, restoranı, banyosu vardı. İyi bir akşam geçirdik.

156

Bu masa aynı zamanda salıncak. Ama masa yüzeyi hep yatay kalıyor, içecekler dökülmüyor.

157

Sabah Estonya’nın başkenti Tallin’e doğru yola çıktık. Öğlene doğru şehrin girişine vardık. Başkentler oldukça büyük şehirler olduğundan girişteki benzincide gideceğimiz kampingin yerini sorduk. 14- 15 km daha yolumuz vardı. Zor bulduğumuz kamping pek te hoş bir yer değildi. Yüksek ambar binalarının arasında sanki geçiş yolu gibi bir yeri kampa çevirmişlerdi. Günlük 14 Euro çadır + 4 Euro kişilik fiyatı da cabası. Banyo ve tuvaletleri fena değildi. Çadırlarımız kurup şehri gezmeye gittik. Akşam yemeğini pizza ile geçiştirdik.

Tallinn old town güzel bir yer.

IMG_8428

 

 

Tallinde 2 gece kalacaktık. Akşam tanıştığımız Fillandiya’da yaşayan Mehmet Beyin yardımıyla internetten Helsinki feribot biletlerimizi aldık. İki ayrı şirket var biz daha ucuz olan Viking Line’ı tercih ettik. Bisiklet ücreti dahil kişi başı 25 Euro idi biletler. Mehmet beye teşekkürler.

Ertesi sabah yine şehre indik. Limanda küçük bir festival vardı. Yöresel yiyecekler, içecekler, hediyelik ürünler, giysiler satışa sunulmuştu. Sahnede de sanatçılar canlı müzik yapıyorlardı. Cıvıl cıvıl rengarenk bir ortam oluşmuştu. Öğlen biramızı içip yöresel balığımızı yedik. Viking Line’ın kalkış yerini de öğrendik.

 

IMG_8445

IMG_8439

Öğleden sonra  yine old town’a geçip görmediğimiz yerleri gezdik.

IMG_8459

Bir ara uykum gelince gençleri tepedeki kaleye gönderip bisikletlerin başında çimenlerin üzerine uzanınca Emin abi fırsatı kaçırmamış.

IMG_8461

 

 

IMG_8465

IMG_8477

IMG_8481

IMG_8501

IMG_8504

IMG_8449

IMG_8455

IMG_8462

IMG_8474

IMG_8487

IMG_8493

IMG_8495

IMG_8506

IMG_8516

IMG_8519

Bu aile deniz kıyısında saatlerce köpekleri ile oynadılar. Baltık denizine karşı biramı içerken oynamalarını seyretmek güzeldi…

IMG_8524

IMG_8536

Güneş batınca kampa döndüm. Kampta biraz internete takılıp çay kahveden sonra uykuya geçtik. Sabah kalktığımda Emin abi ile Aziz abinin de kalktığını gördüm. Çadırda uyuduğunuzda göreceksiniz güneş doğup çadırı ısıttığında insan uyanıyor. Hatta eğer çok sıcak bir bölgedeyseniz sabah gölgede kalan bir yer seçmeniz çok iyi olur…yoksa uyumaya devam etmek zor… Buralarda pek rahatsız etmiyor ama uyandırıyor. Neyse öncelikle banyoya gittim. İşim bittiğinde Emin abi resepsiyon banklarında oturmuş internete takılıyordu. Selam verip çadırıma geçtim. Çadırımı toplayıp kahvaltı için ben de banklara gittim. Aziz abi ortalarda yoktu. Emin abiye sorunca banyoda olduğunu söyledi. 15-20 dakika sonra Aziz abi geldi, arka çantalarından birinin çalındığını söyledi. Birlikte çadırın etrafına baktık. Alman motorcu da eşinin kaskının çalındığını söyledi. Durum anlaşılmıştı böyle yol geçen hanı bir kampa dalan hırsız bulduklarını götürmüştü. Neyse ki hasar büyük değildi. Çantada kıymetli şeyler yokmuş. Tabi yine de baya üzüldük. Bu turumuzdaki ilk sıkıntılı durumdu. Eğer benim çadıra da dalsaydı param, telefonum, pasaportum her şey çadırdaydı… Bir daha kesinlikle bırakmam.

Feribotumuz 14:00 da kalkacaktı. 12:00 sularında feribota doğru yola çıktık. Feribotu beklerken yolcuların taşıdıkları içki paketleri dikkatimizi çekti. Nedenini Helsinki’de anladık, fiyatlar 2-3 kat pahalı idi. Zaten Tallinn’de sohbet ettiğimiz Fillandiya’lı tıp doktoru pahalılık nedeniyle buraya göç etmişti. Emekli olunca da Finlandiya’ya değil Almanya’ya yerleşmeyi planladığını söyledi. Herhangi bir nedenle anavatanından ayrılmak zorunda kalmak zor bir olay diye düşündüm.

IMG_8544

IMG_8545

IMG_8549

Ve feribottayız. Yaklaşık iki buçuk saat sonra Helsinki’ye vardık. (19 Temmuz 2014)

199